
Geçenlerde park yeri sorunu ile ilgili yazımda bahsetmiş olduğum harabe binanın çatısı az önce çöktü. Tam da bilgisayar başında çalışırken çıkan gürültüden de yerimden sıçradım. Önce deprem oluyor sandım. Sonra arka bahçeden yükselen toz bulutunu gördüm. Arka bahçeye baktığımda tozların arasındaki molozları fark ettim. Hemen dışarı fırladım.
Bu binanın bir yanında bizim apartman, diğer yanında da Beşiktaş İlköğretim Okulu yer alıyor. Ve bina olduğu gibi bu okulun bahçesine bakıyor. Çatının yıkılması ile beraber okulun bahçesine de moloz yağmış. Esasında çok ucuz atlatmışız. İki gün sonra okullar açıldığında olsaydı bu olay, tam bir facia yaşanırdı. Bu bahçede öğrenciler oyun oynuyor, duvar dibinde muhabbet ediyorlar. Hele öğle saatlerinde sabahçı ve öğleci çocuklar tüm bahçeyi dolduruyorlar. Okul servisleri buradan kalkıyor.
Baktım bahçede bir kaç öğretmen, etraftan esnaf falan toplanmış. Bir gece önceki yağmurun neden olduğunu düşünüyorlar. Hemen fotoğrafları çektim. Eve gelip belediyeyi, emniyeti aradım. Belediye mesajımı aldı, emniyet kaymakamlığa başvurmamızı önerdi. Bir süre sonra baktım belediyeden biri gelmiş. Bina tarihi eser olduğu için bir şey yapamayacaklarını söylüyor. Anıtlar kurulu kızarmış.

Böyle iş mi olur yahu? Bina çökse altında kalacak çocukların ailesine de mi bunu söyleyeceksiniz? Tarihi binanın altında kalınınca şehit mi olunuyor? Duvara perde çekilmesi gerekiyormuş. İyi de bina 4 katlı yığma bina. Yıkılsa perde merde dinlemez. Okula girdiği gibi bizim eve de doluşur. Tarihi eser diye biz dokunamıyoruz, o dokunulmazlığının arkasına sığınarak bir gün bizim canımızı yakacak. Pisi pisine ölüp gideceğiz.
Okul müdürü geldi sonra, gidip konuştum. Hafta sonu yapabilecekleri bir şey yokmuş. Her yer kapalı. Pazartesi okul açılacak, yüzlerce çocuk doluşacak ama ellerinden gelen sadece bahçenin o bölümünü kapatmak. Çatı çöktüğünden yan duvar desteksiz kaldı. Kuvvetlice bir rüzgarda bile yıkılacak halde. Binanın yıkılması da an meselesi. Ama pazartesine kadar bir şey yapılamıyor.
Pazartesi sorun çözülcek olsa ne ala. Sadece bürokratik bir süreç başlayacak. Çözüm bulununcaya kadar olay unutulacak. Yine bir çözüm çıkmayacak. Ta ki bina çocukların ve bizim başımıza yıkılana kadar. İşte o zaman kader denilecek, ihmal denilecek. Benim için de bu yazıma bakıp, içine doğmuş diyecekler.




sen tam şehirci olacak adamdın Orhoncuum, ama sen gittin genuis oldun, yazık ettin kendine…